Ana sayfa Annelik Elsanatları Haberler Magazin Dünya Magazin Türkiye Moda Ressamlar Seramik Tiyatro Sinema Yazılar Yemekler           
 
 

Yükselene göre değil, olması gereken değerlere göre | Çarşı davası

Banu CONKER, GrafikSaati, annelik yazıları, Banu Conker grafiksaati yazıları.21 Aralık 2014


Geçen akşam eve gidiyorum, kafamın içinde bir ses ‘yükselen değerler’ dedi. Sonra da içinde yaşadığımız devrin değerlerini düşünmeye başladım.


Rant, para, paranın getirdiği güç, bu gücün getirdiği ego, egonun ezdiği değerler... İşte yükselen değerler bunlar ve maalesef hepsi de dini alet ederek binbir kılıfla ortaya çıkarılıyor. Facebook’ta gidilen yerleri ve yenilen yemekleri paylaşmak da yükselen değerlerden. İnsanlar kendilerini bir yerlere koymaya, paralarıyla kendilerini göstermeye çalışırken insani değerlerin ne kadar ezildiğinin farkında değiller.

Anne baba çocuk ve annelik yazıları
Ben bir anneyim, bir tanecik kızım var, bebekliğinden beri onu en doğru şekilde yetiştirmeye çalışıyorum. Ona insani değerleri öğretmeye çalıştım şimdiye kadar. Bunların içinde çöpü çöp tenekesine atmaktan başkasının haklarını yememeye kadar bir sürü ayrıntı var. Yani kısaca kızımı yükselen değerlere göre değil, hepimizin ihtiyacı olan doğrulara göre yetiştirmeye çalışıyorum.
GrafikSaati El Sanatları
Tam ben bunları düşündüm, Çarşı’nın Gezi ile ilgili davası görülmeye başlandı. Çok fazla takip edemedim, sosyal medyadan önüme gelenlerle yetindim sadece. Çarşı üyelerinden Cem Yakışkan’ın basın bildirisi kafamın içindeki sese cevap verdi tam anlamıyla. İşte yükselen değerlere göre değil, ruhuna göre yaşayan bir adamın konuşması bu, işte benim kızımı yetiştirmek istediğim gibi büyümüş bir adam, yaptığının arkasında, hayatının sorumluluğunu taşıyan, kurban bilincinden çıkmış, kendi ve başkalarının hayatı için doğrunun peşinden giden bir adamın yazdıkları.


Grafik Saati gençlik dergisi
Beni mutlu etti bütün bunlar, çünkü bu dünyada iğne başı kadar ışık kalsa bile hala umut var demektir. Bu umudu, yani ışığı arttıracak olanlar bizim çocuklarımız. Şimdi onların ışık olması için bizim yanmamız gerekiyor.

Cem Yakışkan’ın basın bildirisi:

"Aklımızın alamayacağı kadar hileyle, aldatmacayla, haksız ve zalimce bir tarih yazılmakta. Kimimiz insanlığa dair ne varsa inancını yitirdiğinden suskun, kimiyse safını inkara sığınarak, teslimiyet ve boyun eğmekten yana, kimi ise hala İSYANDA
70’lerden bu yana, Denizlerin, Mahirlerin isimlerinin yüksek sesle söylendiğinde bile suç sayılabileceğini sanan evlerden. tarihin tekerrürden ibaret olduğunu bire bir örnekleri BİZLER

Ellerinden gelse idam cezasını bugün uygulayabilmek isteyenleri, mecburiyetinden müebbete çevirdikleri günlere geldik. Hiçbir şey değişmedi vicdanla vicdansızlığın safında. Uyuşturucu baronları, emlak simsarları, silah tüccarları, hırsız ve tecavüzcüler, kadın tacirleri ve katiller Katle ferman verenler
Padişahım çok yaşa Diye bağıran, alkış tutan üç beş gazeteci müsveddesinden. Vatandaşı olmadığı bir ülkenin paralarını çaldığı halde hırsız denildiğinde, o ülkenin evlatlarını adamlarına dövdürenlerden.
Ayakkabı kutularından hafif 16 kilo kalan BERKİN’ İMİZİN anasını meydanlarda yuhalatabilen zihniyetten.
Dövülerek öldürülen oğlunun kasedini tekrar tekrar bir anneye izlettiren sisteminizden

Saraylardan daha büyük bir evi olduğundan halkı açken israfı hak bilenlerden Soma’da ambulansı bile kirletebileceğini düşündüren adaletsizlikten; sizin gözünüzde idamlıksam, NE MUTLU BANA

Siyah Beyaz dünyam ve halkımıza;
Bizler hiçbir siyasi partinin veya paralel her neyse? Egemenliğini tanımayacak kadar asi ruhlu semt çocuklarıydık, düşeni kaldırdık Bütün suçumuz bu Beni veya benim gibi düşünenleri tribünlere siyaset karıştırmakla suçlayanlar, gün gelecek bu duruşumuzun haklılığını, yürek sesinden öteye gitmediğini ve bir gün onların da ihtiyacı olabileceğini anlayacaklar. Elbette ki bunlara sevinenler de olacak aranızda. Alışılagelmiş mücadelelerde her zaman olduğu gibi, kin ve nefretle beslenenlerden hiçbir beklentimiz yok
Bilakis bu gibi süreçlerde kimin ne olduğunu anlamamızı sağlayan dost görünümlü çakallara da teşekkürlerimi borç bilirim. Bütün bu zaman zarfında zor günlerimizi fırsata çevirenlere elbet bir gün bir yerlerde, yüz yüze gelmek ümidiyle.


Tüm dostlarıma, kardeşlerime;
Kardeşlerim; yüreğinizin sesi seslerin en mert olanıdır. Tek kişi kalsanız da o sesi dinlemekten vazgeçmeyin. Unutmayın ki futbol sadece futbol değildir bizim için. Futbol Beşiktaş'tır, Beşiktaş ise hayat
Dostlarıma ve aileme;
Beni zor günlerimde yalnız bırakmayan, çoğu kez erkeklerden daha dik duran bacılarıma, ablalarıma ve Annelerimize;
Her zaman uzakta da olsa, gerçekte, kalben bizleri bağrına basan, unutmayan ve tüm taraftarlara ve Halkımıza;
“Dost kötü günlerde belli olur” sözünü hak eden bütün abi, kardeş ve gökyüzünde sonsuzluğa uçan tüm Kartallar'a;
Selam olsun. Hakkım varsa da Helal.
Ben ve benim gibi çocuklar uyurken susana Ölürken isyan edene; Bunun için bedel ödenecekse ödeyebilene
Bu toprakları ve halkını çok sevene; İnsana yatırımı farz bilene, onlar güçlüyse biz haklıyız, halkız, diyene. Ihlamurlu yoldan, selam olsun

Sevgilerle. Cem Yakışkan"

Banu Conker

Banu Conker'in tüm GrafikSaati yazıları

Banu Conker'in kişisel gelişim yazıları

Banu Conker GrafikSaati annelik yazıları

Banu Conker'in diğer GrafikSaati yazıları

Banu Conker'in kişisel blogu:

http://bitutamtuz.com

Banu Conker'in ben onu tuz kadar sevdim isimli kitabının facebook sayfası

Diğer annelik yazıları

 

Copyright: Her hakkı saklıdır  | grafiksaati.com[at]gmail.com  |  gizlilik politikası